Misa San Mia: Bir Karakter Meselesi

Almanca bilmene gerek yok. Hatta futbolla aranın iyi olmasına da. Çünkü “Mia san mia” dediğin şey, sözlükten çok hayatta karşına çıkan bir tavır. Bavyera lehçesinde “Biz biziz” demek. Ama alt metni şu: “Bize bak, sonra konuş.”
Bu lafın arkasında koskoca bir özgüven var. Ama Instagram bio’suna yazılan cinsten değil; sessiz, soğukkanlı ve sonuç odaklı. Sahaya çıkıp “bakalım ne olacak” demiyorlar. Ne olacağını zaten biliyorlar. O yüzden bu söz, en çok FC Bayern Munich’e yakışıyor.

Mia san mia, “mütevazıyız ama kaybetmeyi sevmeyiz” demek.
Mia san mia, “ikincilik de fena değil” cümlesini hiç kurmamış olmak.
Mia san mia, büyük maçtan önce motivasyon konuşması yapmamak; çünkü gerek duymamak.
Bu felsefede dramatik geri dönüşler yok, mağdur edebiyatı hiç yok. Var olan şey net: disiplin, süreklilik ve herkes işini yapsın kafası. Kazanmak bir hedef değil, alışkanlık. O yüzden kazandıklarında çılgınlar gibi sevinmiyorlar; kaybettiklerinde ise ortalığı ayağa kaldırmıyorlar. Çünkü mesele duygu değil, standart.
Aslında biraz sinir bozucu bir özgüven bu. Gürültü yapmıyor, kimseyi ikna etmeye çalışmıyor. Sadece sahaya çıkıp gereğini yapıyor. “Biz buyuz” diyor ve susuyor.
Ve belki de bu yüzden Mia san mia, futboldan çıkıp hayata sızıyor.
Toplantıya geç kalmayanların, işini yarım bırakmayanların, “idare eder”e razı olmayanların cümlesi oluyor.
Kısacası Mia san mia, “başkası gibi olmaya çalışmıyoruz” demenin Almancası. Ve evet, biraz da cool.






