Büyümeyi Reddeden Yetişkinler: Will Ferrell

Bir yetişkin düşünün. İşi var, para kazanıyor, belli bir yaşa gelmiş. Ama hâlâ dünyanın ona koyduğu kuralları anlamıyor. Sorumluluklardan kaçıyor, en basit şeyleri bile büyük bir meseleye dönüştürüyor ve hayatı hâlâ bir çocuğun merakıyla yaşıyor.
Bugün buna internette sıkça “man-child” deniyor.
İlginç olan şu ki bu karakter tipi yalnızca gerçek hayatta karşımıza çıkmıyor. 2000’li yılların Amerikan komedisi neredeyse bu figürün üzerine kuruldu. Ve bu dönemin en önemli mimarlarından biri Will Ferrell’di. Çünkü Ferrell sadece komik adam değildi. O, absürtlüğü bir oyunculuk diline dönüştüren isimlerden biriydi.

Elf’te (2003) Noel Baba’nın dünyasından çıkıp New York’a gelen Buddy, Anchorman’de (2004) kendisini dünyanın en büyük haber spikeri sanan Ron Burgundy ya da Step Brothers’ta (2008) yetişkin bedenlerinde yaşamaya devam eden iki çocuk ruhlu adam…
Bu karakterlerin hepsi farklı dünyalardan geliyor gibi görünse de aynı yerden besleniyor: Yetişkin olmanın kurallarını reddetmek.
Will Ferrell’in asıl başarısı da burada yatıyor. O, karakterlerini hiçbir zaman “bakın ne kadar saçma” diyerek oynamadı. Tam tersine, onları inanılmaz bir ciddiyetle oynadı. Absürt komedinin gücü de tam olarak buradan çıktı. Çünkü Ferrell’in karakterleri komik olduklarını bilmiyor.
Ron Burgundy gerçekten önemli biri olduğuna inanıyor. Buddy gerçekten her şeyin büyüleyici olduğuna inanıyor. Brennan ve Dale gerçekten hayatın onlara haksızlık ettiğini düşünüyor. İzleyici ise aradaki farkı görüyor. Will Ferrell’in komedisi bu iki dünya arasındaki çarpışmadan doğuyor: Karakterin kendini algılama biçimi ve gerçek dünyanın ona verdiği tepki.
Bu yüzden Ferrell, 2000’ler Amerikan komedisinde ayrı bir yere sahip. Saturday Night Live ile başlayan kariyerinde geliştirdiği oyunculuk tarzı, dönemin komedi anlayışını etkiledi. Onun yaptığı şey sadece espri yapmak değildi; saçma bir fikri alıp onu tamamen gerçekmiş gibi oynayarak yeni bir mizah alanı yaratmaktı.
Elf filmindeki Buddy bunun en iyi örneklerinden biri. Buddy için New York sıradan bir şehir değil, keşfedilecek dev bir dünya. Bir yürüyen merdiven, bir mağaza vitrini ya da bir kar tanesi onun için mucize gibi. Komedi yalnızca onun garip olmasından değil, onun bu dünyaya gerçekten inanmasından çıkıyor.

Anchorman’deki Ron Burgundy ise bunun tam tersi bir versiyonu. Kendini kusursuz, karizmatik ve vazgeçilmez görüyor. Fakat dışarıdan baktığımızda ne kadar absürt olduğunu fark ediyoruz. Ferrell’in dehası burada ortaya çıkıyor: Karakteri asla küçümsemiyor ama izleyicinin onunla birlikte gülmesini sağlıyor.
Belki de bu karakterlerin yıllar sonra hâlâ hatırlanmasının sebebi sadece komik olmaları değil. Çünkü Ferrell’in oynadığı insanlar aslında hepimizin içinde küçük bir yerde duran bir tarafı temsil ediyor. Hata yapan, saçmalayan, büyümeyi tam olarak beceremeyen ve bazen yetişkinlik denilen şeyi sadece taklit eden tarafımızı…
Bu yüzden Will Ferrell’i yalnızca başarılı bir komedyen olarak görmek eksik kalıyor. O, absürt komediyi geniş kitlelere ulaştıran, sıradan hayatın içindeki tuhaflığı görünür hale getiren ve 2000’lerin mizah anlayışını şekillendiren en önemli figürlerden biri.
Ve belki de daha önemlisi, yetişkinliğin neye benzediğinden artık eskisi kadar emin olmayan bir kuşağı komediye dönüştüren figürlerden biri.






