Central Avenue’dan Leimert Park’a Uzanan Notalar

Los Angeles’ta bazı sokaklar haritadan değil, hafızadan okunur. Central Avenue da onlardan biri. Bir zamanlar gecenin karanlığını tabelalar değil, içeriden taşan müzik aydınlatırmış. Billie Holiday’in gölgesinin duvara vurduğu, genç cazcıların terindeki umudun caddenin taşlarına karıştığı, tıkanan nefeslerin bile ritme dönüşebildiği bir yermiş burası.
Ama şehir büyüdü, sokaklar değişti, kulüpler kapandı. Central Avenue’nün ışığı sönmedi ama yer değiştirdi. İşte o kırılma anında sahneye bir piyano girdi ve başına Horace Tapscott oturdu.

Tapscott, müziğin elit salonlarda sıkışıp kalmasına razı değildi. Bir nota, bir topluluk nefes alamıyorsa neye yarardı? Böylece Pan Afrikan Peoples Arkestra’yı kurdu; ama bu bir “orkestra” değil, adeta sokaklara kurulmuş bir hafıza bankasıydı. Çaldıkları her yerde; okullarda, kiliselerde, arka bahçelerde, protestoların ortasında, Central Avenue’nün kayboldu sanılan ruhu yeniden gövde buldu.
Tapscott ve Arkestra, Los Angeles’ta siyah müziğin sahnesini kulüplerden alıp yeniden halka açtı. Onlar için müzik bir eğlence değildi: bir hatırlama, bir toplama, bir “kimseden özür dilemeden yaşama” biçimiydi.

Ve sonra ritim, yavaş yavaş güneydeki başka bir mahalleye yürüdü: Leimert Park.
Bugün Leimert Park’a girdiğinizde fark edersiniz burası bir yer değil, bir devamlılık. Davul çemberlerinden yükselen titreşim, sokak köşesinde okunan bir şiirin ciddiyeti, Afro-fütürist sanatçıların “biz yalnızca geçmiş değiliz, geleceğiz de” diyen işleri… Hepsi Tapscott’ın yıllar önce kurduğu cümlenin başka fiilleri.
Leimert Park, Central Avenue’nün kaybolan ışığını geri toplayan modern bir beden gibi.
Arkestra’nın “müzik halkındır” felsefesi bugün burada, genç MC’lerin nefesinde, cazcıların anlık doğaçlamasında, mahalle meydanında toplanıp birbirini tanımadan aynı ritme giren insanların ayaklarında yaşıyor.
Ve bütün bu hikâyeye dışarıdan bakan biri belki sadece “caz, blues, hip hop, topluluk, kültür” gibi kelimeler duyacak. Ama içeriden bakan bilir ki bu, bir tür değil bir iddia.
Siyah Los Angeles’ın yüz yıldır aynı cümleyi ısrarla yeniden yazma çabası:
“Biz burada sadece müzik çalmıyoruz. Biz burada tarihimizi, direncimizi, birbirimizi tutuyoruz.”
Central Avenue’nün sahneleri kapanmış olabilir, Tapscott artık o piyano başında olmayabilir. Ama Leimert Park’ta her yeni ritim başladığında, şehir aynı nabzı tekrar tekrar duyuyor: Ritim ölmez. Sadece mekân değiştirir.






