sanat

Tabutta Rövaşata: Kendi Çapında Bir Kahraman

Tabutta Rövaşata, Türk sineması için birçok açıdan enteresan bir filmdir.

Türk izleyicisinin o güne değin alışık olduğu Yeşilçam filmlerinin genel tarzından oldukça farklıdır ve sert bir gerçekçiliğe sahiptir. 1996 yılında Derviş Zaim’in sadece 24 günde çektiği ve büyük bir dayanışma içerisinde tamamlanan film, içerisindeki karakterler, konusu ve mekanlar ile gerçek hayatın bir parçasını yansıtır. Değişen Türkiye belgeseliymişcesine trajikomik bir hikaye aktarmaktadır. Yeşilçam’dan alışık olduğumuz büyük aileler ve mutlu sonlar bu filmin içerisinde yer almamaktadır.

Hikayede boğaziçi berduşu Dursun Tokta’nın yaşamından esinlenmeler vardır. Filmin ana karakteri Mahsun, Rumeli Hisarı’nda bir hırsız ve evsiz olarak yaşamaktadır. Soğuktan korunmak için çaldığı arabaları sabah aldığı yere bırakır. Mahsun, acınası bir hayat sürse de aslında doğal komik hatta “troll” bir karakterdir . Huzurlu ve sıcacık bir zenginliğin temsili olan Boğaziçi bu filmde evsiz bir adam için yasaması çok zor bir yer olarak betimlenir ve hava her zaman soğuktur. Sokaklarda yaşamaya çalışan Mahsun ve arkadaşları için hergün ayrı bir mücadeledir. Tabutta Rövaşata, anlatımlarının yanı sıra müzikleri ile de insanın yaralarına, ruhuna ve vicdanına dokunmaktadır.

Olay örgüsü açısından durağan ilerleyen film, içeriği açısından epey zengindir. Repliklerin altında yatan anlamlar, insanı huzursuz etmeye yetmektedir. Ana karakterimiz Mahsun büfeye giderek “Merhaba, çıkma ekmek var mı?” diye sorduğunda, kapitalizmin sert tokadı yüzümüze çarpmaktadır. Kişinin iç dünyasına odaklanılan filmde, alt anlamlar bu sahne ile sınırlı değildir. Örneğin Reis karakterinin kahvehanede içtiği esrar sahnesi, farklı anlatımlara alışkın Türk izleyicisini konfor alanının dışına çıkarmıştır. Yine Reis ve arkadaşları, donarak ölen dostları Sarı’nın mezarının başında hem içiyorlar hem de mezarı şarap ile suluyorlar. Ölü için duaya devam eden imam ise yadırgar bakışlar ile bu gruba bakıyor ancak bir şey söylemiyor. Sarı artık üşümesin diye mezarı şarapla ıslatan tuhaf insanlarla dolu bu cenaze sahnesi alışılmışın dışında bir sahnedir.

Teması sıkışmışlık ve amaçsızlık olan Tabutta Rövaşata filmi, ana karakterimiz Mahsun’un kahvehanede hergün gördüğü eroin bağımlısı kadına bürünebilecegi en saf haliyle aşık olmasıyla birlikte, izleyicisine her şeye rağmen umut var dedirtiyor. Mahsun tuvalet temizleyerek sahip olduğu odayı bu kadınla paylaşana dek. Aidiyetsiz bir yaşamı temsil eden Mahsun’un hayatına giren bu kadın, eroin almak için bedenini satmaktadır ve bunu öğrenen Mahsun’u geri dönülmez bir boşvermişliğin içerisine sürüklemiştir. Ailesi, evi veya memleketi olmayan, ıssız bir karakter olan Mahsun Boğaziçinde sıkışıp kalmıştır. Film yine Mahsun’un muhteşem trollukleriyle sona erdiğinde insanin içinde hem hüzün hem de mutluluk aynı anda beliriyor.

Bildiğiniz gibi tabutta rövaşata çekmek imkansızdır, ama denemek insanı daha da öldürmez değil mi? Mahsun da hayatının golünü atmaya çalışıyor işte tıpkı hepimiz gibi.

Başa dön tuşu