Fırıncının İlhamı

Karanlık. Fırıncının fırını açmasını bekliyorum. Ona ilham gelmezse aç kalacağız, biliyorum. O yoğurdukça ilhamıyla sarsılacağım. Sıcağıyla kokusu, camına buğusuyla yazacak: bolluk. Karanlık sarsmaya devam edecek bedenimi, seçeneklerin bolluğu sinirlendirecek beni. Bolluğun bereketi, kararsızlığın algoritmasına ablalık yapacak, biliyorum. Seçenekler bir boşluğa gölge edecek, sonrası ay yakamoz. Çoklukla bolluğun dansı, tükenişe dek sürecek. Valsin bir yerinde, ihtimallerin heyecanına üzüleceğim. İhtimallerin çekmeceleri açılıp kapanacak, bazılarına ellerimi süreceğim, bazısına göz ucuyla bakıp diğerine geçeceğim. Valsin başıyla ortası birbirine hiç benzemeyecek, ‘başka yer başka zaman, hatalarına bir nilüfer. ‘

Gece, Ay yakamoz, Bodrum ılık. Fırıncıyı bekliyorum. Seher. İlk göz ağrım. Anahtarı şıkır şıkır, sinirleniyorum. Islık çalıyor, öfkeleniyorum. Bu o değil, hala karanlık seçemiyorum. Hem göremiyorum hem de seçemiyorum. Sessizce açacak kapıyı, biliyorum. Karşındayım, gör artık beni. Eşikten içeri girecek, ışığı yakacak. Olasılıklardan tesbih dizecek. Valsin orta yerinde sabır diletecek, razıyım demeye cüret ettirecek, biliyorum. Sar, sar başa, yalvartacak. Baharı en çok bekleyen, kışı en zor geçen ya ilhamını soğuktan alacak. Uyandıracak fırını, bekleyeceğiz, burası biraz uzayacak. Önce yuvarlanacak, sonra mayalanacağız. Nezaketi bolluğa şekil verecek. Her şey birbirine karışacak, serpecek küçük un tozlarını hamuruyla küreğin arasına, kendi bildiği bir yere. Bildiği gibi sürecek küreğini içeri. Burada anlamı kalan pek bir şey olmayacak. ‘Eğri eğri doğru doğru.’ Her şey aynı anda, aynı sıcakta. Geri alacak verdiklerini valsin sonunda, üstlerini örtecek, kendine saklayacak, bolluğun kendisine.
Gün Güneş. Fırına giren, ilhamı koklayacak, ellerini yakacak, göğsünde yumuşatacak. İhtimallerin heyecanına üzülecek. Seçeneklerin bolluğuna hayret edecek; bolluğun sıkıntısına küfredecek. Doymakla yetinmeyi, abartmakla çaresizliği puanlayacak. ‘Gözyaşları bebeğim, hepsinin sonu aynı. Birinin eksiği birinin fazlası.’ Artık kolay, kabullenecek. Yine, yeni bir şey yok. ‘Konuşmadıklarımız da gerçek değil mi?’ İlk sıcak lokma ağzında dağılacak, gülümseyerek izleyeceğim.’ Zeminler kıpırdıyor yerlerinde, Kendimce bi’ olayların içindeyim, içinizde.’






