sex

İstiyorum Ama Üşeniyorum

Eskiden “canım istemiyor” diye bir şey vardı, şimdi bir de üstüne “istiyorum ama üşeniyorum” eklendi. Aradaki fark küçük gibi ama anlamı büyük. Çünkü mesele arzu değil; enerji, zaman, zihinsel alan. Seks hâlâ listede ama listenin altlarında bir yerde. Üstünde işler, bildirimler, yarım kalan diziler ve “bir bölüm daha”lar var.

2026 insanı seks düşüncesine yabancı değil, sadece yorgun. Flört etmek bile küçük bir proje gibi geliyor: mesaj at, cevap bekle, tonunu ayarla, yanlış anlaşılma ihtimalini yönet… Yatak odasına gelene kadar beyin zaten mesaiyi doldurmuş oluyor. Sonra da o cümle düşüyor ortaya: “Şimdi mi yani?” Arzu var, motivasyon yok. Vücut tamam ama ruh takvim istiyor.

Belki de sorun seksin kendisi değil; ona yüklediğimiz anlam. Performans, beklenti, “güzel geçmeli” baskısı… Hepsi üşengeçliğin üstüne ekstra ağırlık. Oysa bazen mesele sadece yakın olmak. Büyük sahnelere, özel planlara, kusursuz anlara gerek yok. Bazen yan yana uzanmak, bazen yarım bir dokunuş, bazen de sadece “buradayım” demek yeterli. 2026’nın çözümü belki de tam olarak bu: seksle aramızdaki mesafeyi kapatmak için onu büyütmek yerine küçültmek. Daha az hazırlık, daha az iddia, daha çok gerçeklik. İstiyorsak ama üşeniyorsak, belki de arzuya değil, hayata biraz mola vermemiz gerekiyordur.

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu